Ana Sayfa Manşet, Yazar 7.06.2017 30030 Görüntüleme

Edirne’de Ramazan Bereketi…

Tatil dönüşü boş zamanlarımın büyük bölümünde birlikte olduğum Edirne’nin gerçek turizm elçisi Bahri Dinar ve Kemal İmrak’ın sahibi olduğu Tarihi Ciğerci Bahri Bey lokantasını ziyaret edip kendileri ile sohbet ettim.

Tabiî ki ilk sorularım; “İşleriniz nasıl? İftar grupları geliyor mu? Geçen yıllara oranla Edirne’yi ziyaret edenlerin sayılarında artış veya düşüşler var mı?” Oldu.

Memnunlar ve ramazan ayının ilk günleri olmasına rağmen şükrediyorlar kazançları için.

Onları memnun ve mutlu görmek beni de sevindirdi elbette.

Çünkü bu bolluğun nasıl oluştuğunu, bu insanları Edirne’ye çekebilmek için nasıl paralar harcadıklarını en iyi bilenlerdenim.

Binin üzerinde TV programı ve bir o kadarda yazılı basında yer almak kuru muhabbetle olmuyor.

Ama önemli olan sonuç elde edebilmekti ve bunda başarılı oldular en azından.

Edirne tanıtımında onlardan daha olumlu reklâm yapan bir kişi veya kurum varsa çıksın da kendisine de minnet duyalım.

Yıllardan beri Edirne’nin turizm kentimi yoksa tarım kentimi sorusu sorulur durur.

Sanayi kenti mi sorusu elbette akla gelmez ve gelmemesi de doğaldır zaten.

1994 yılında kurulmuş, devlet tarafından parselleri ücretsiz dağıtılmış bir Edirne OSB sinde henüz bacası tüten fabrika veya işletme sayısı 14.

Yazık ki yazık.

Ben İş adamlarını haklı buluyorum çoğu zaman.

Ben de iş adamı olsam ve yatırım yapmak için yer arasam önce o yerde vergi indirimi, Elektrik fiyatında indirim, sigorta primlerinde düşüklük var mı diye araştırırım.

Yol durumu benim için büyük önem taşır ve iki Tır kamyonun yan yana geçemediği yolu olan bir OSB de Fabrika kurmayı düşünmem bile.

Dedim ya, haklı olarak sadece; “tarım mı yoksa turizm mi daha ağırlıklıdır” sorusu sorulur ve bir türlü de cevabını bulamayız.

Aslında ne tarım ne de Turizm demek çok yanlış olmaz.

Çünkü her ikisini de tam anlamıyla hak eder boyutlara ulaştıramadık bu güzelim kentte.

Neyse biz Turizm boyutunu ele alalım bu gün.

Ramazan ayı bereketi her yıl olduğu gibi bu yılda kendini hissettirmeye başladı.

Her Ramazan ayında bilhassa da 15 şin den sonra ilimizi ziyaret eden vatandaşların yoğunluğu yine başlayacak.

Hep söyler dururuz, “Edirne’nin ekonomik anlamdaki kurtuluşu Turizm de” diye.

Burada Merkezi yönetime yani devlete, yerel yönetime yani Belediyeye ayni zamanda da vatandaşlarımıza büyük görevler düşmektedir.

Turist, genellikle görsellikle ilgilenir.

Göze hitap eden ve hoş gelen gerek tabii, gerekse de yapay oluşumları merak eder.

Belediye’nin Mimar Sinan Heykelinin arkasındaki havuzu doldurarak Fatih heykeli ve toplarının konduğu ve Edirne isminin ışıklı olarak monte edildiği alan her saat tıklım tıklım dolu ve fotoğraf çektirenler sıraya giriyor gün boyu.

Bunun ötesinde hepsinden önemlisi de tarihi eserlerin varlığı kendisini çok ilgilendirir.

Tabiî ki yiyecek konusu da bunlardan ayrılmaz bir parçadır.

Yani akıllara kazınmış ve reklâmı iyi yapılmış yöre yemekleri için bile insanlar kilometrelerce yol kat ederek bir yerden bir yere giderler.

Bu saydıklarımın tümü Edirne’mizde mevcut.

Allah bu şehre her türlü tabii güzelliği nasip etmiş.

Üç tane nehrin içinden aktığı bir şehir bulmak zor hatta mümkün değildir.

Türkiye’de yeşili bol şehirlerden on tane say deseniz mutlaka Edirne bu sıralamaya girer.

Ama kıymetini biliyor muyuz, yani iyi bir şekilde değerlendirebiliyor muyuz, bu tartışılır elbette.

Avrupa’nın herhangi bir ülkesinin şehrinde böyle bir imkân olmuş olsa zannederim etrafında yapılacak tesisler ile cennet olur.

Tarihi zenginlik itibariyle ilk üçe giren bir şehiriz.

Camileri, hanları, hamamları, çeşmeleri, kervansarayları ile koskoca bir imparatorluğun izlerini taşıyor Edirne’miz.

Tava ciğeri Türkiye’nin dört bir yanında nam saldı.

Ramazan aylarında da olsa güzel oluyor Edirne.

Cadde ve sokaklar yabancı konuklarla dolu olunca keyif alıyor insan.

Ve.bir Edirneli olarak Hürriyet Gazetesi yazarlarını şehrimize getirerek çok önemli bir tanıtım yapılmasını sağlayan Belediye Başkanına teşekkür etmek geliyor insanın aklına.

Yeter ki ev sahipliğinde kusur yapmayalım.

İşte o zaman telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet vermiş oluruz ki, buna hakkımız da yok zaten.

borsa

Yorumlar

İlginizi çekebilir

Halkın umurunda değil!

Halkın umurunda değil!

Tema Tasarım | Osgaka.com