Ana Sayfa Yazar 23.10.2016 252 Görüntüleme

“HAYDİ ABBAS”

Sevgili Dostlar, bugünkü yazımda memleket meselelerinden, ülke gündeminden biraz uzaklaşmak istedim.
Sizlerle kendi özelimden bir şeyler paylaşmak istiyorum.
Bazıları şimdi “ne alaka” bile diyecek ama;
Aması, bu konu sosyal medyada adeta benimle anıldığı ve bana isim olarak yakıştırıldığı için yazıyorum.
Yani ‘Abbas’ sosyal medyada adeta benimle özdeşleşmiş durumda!
Ha;  “bu durumdan rahatsız mısın?” diye sorarsanız, cevabım; “asla”…..
Konu ile ilgili başımdan geçen bir kaç olayı sizlere aktarayım;
– Tahminen iki yıl önce eşimle birlikte Meriç’e gidiyorduk. Uzunköprü’de köfte yiyelim dedik. Karnımızı doyurduk.
Gazeteme de( Hür Gazete) uğramam gerekiyordu. Yağmur çok yağıyor ama park sorunu ve yakın olduğu için yürüyerek gitmek istedim. Eşimi 5 dakikalığına orada bırakarak gazeteye gittim.
Döndüğümde eşim bana “şu Abbası, mabbası bırak artık” dedi. “Hayırdır?” dediğimde de;
” O arka masadakiler sen kalktıktan sonra ‘bu Abbas değil mi?’ diye birbirlerine sordular” dedi.
– Edirnespor Bayan Basketbol takımı 1. Ligde. Mimar Sinan Arena’da bilet almak için sıradayım. Rakipte Fenerbahçe.
35-40 yaşlarında biri yanıma geldi ve ” Abbas Abi gelir misin” dedi. Ben sıramı garanti altına aldıktan sonra gittim.
“Abi benim eşimle birlikte kombinem var. Eşim rahatsızlığı nedeni ile bugün gelemedi. Eğer kabul edersen birlikte girelim” dedi. Ve Face de  Abbas olarak tanınmanın yararını da gördüm…
– Yine bir gün Edirne’de cenazeye gittim. 4-5 tane genç benim duyacağım bir şekilde ” bu Abbas aga değil mi?” diye
birbirlerine soruyordu…
Bunlar gibi başımdan geçen olayları daha da çoğaltabiliriz.
Bu yazıyı niçin yazdım? Birinci amacım her ne kadar sosyal medyada “Haydi Abbas’ın” geçek hikayesini bir kaç kez paylaşmış olsam da, bir kez de yazılı basında da sizlerle paylaşayım istedim.
Keşke Cahit Sıtkı’nın Abbası gibi bizimde gerçek, güvenilir bir masa arkadaşımız olsa da;
Efkarlandığımız günlerde birlikte “Haydi Abbas” diyebilsek..!
“”””AKŞAM DİYORDUN İŞTE OLDU AKŞAM…

Cahit Sıtkı askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere birliğine gider. O yıllarda yedek subay sayısı az olduğundan
her yedek subaya emireri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere
bakmaktadır bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas. Sakat eli yüzünden geri hizmete ayrılmış biridir Abbas.
Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde karşısında civan mert yiğit biri selam çakıp;
-Abbas oğlu Abbas. Emret komutanım!.. der.
Aralarında söyle bir konuşma geçer.
-Nerelisin?
-Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.
-Sen benim emirerim olur musun?
-Sen bilir komutan!
Askere eşyalarını toplamasını söyler ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği,sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar, Cahit Sıtkı‘ya kahvaltı hazırlar. Öğle yemeğini sormadan hazırlar.Tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Erkenden kalkıp Cahit Sıtkı’nın kıyafetleriniütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar.
Akşamları olunca Cahit Sıtkı’nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar. Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı.
Zaman zaman karşısına alıp dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhunda gizli şeyleri keşfeder.
Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas. Aralarındaki duygu bağları güçlenir.
Böyle bir keyif gecesi akşamında alkollü Cahit Sıtkı sorar;
-Sen İstanbul’u bilir misin Abbas?
-Bilir komutanım.
-Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
-Bilir komutan! Ben orda acemi birlikteydim.
-Orda benim bir sevgilim var. Sen kaçırıp onu bana getirir misin?
-Elbet komutan!
Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki. Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş tıraş olmuş hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar;
-Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
-Ben İstanbul’a gidecek komutan!
-Ne yapacaksın sen İstanbul’da?
-Sen söyledi bana. Ben gidecek sana Sevgiliyi getirecek!
Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı.
Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır.
Akşam olur. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbas’ı karşısına oturtur. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kağıda döker…
Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumanı,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.””””
İşte Haydi Abbas’ın gerçek hikayesi bu sevgili dostlar…
Ben de tüm okur ve dostlarıma “Haydi Abbas” diyerek, bugünkü yazımı sonlandırıyor,saygılar sunuyorum.

borsa

Yorumlar

İlginizi çekebilir

EDİRNESPOR ÜZÜYOR…

EDİRNESPOR ÜZÜYOR…

Tema Tasarım | Osgaka.com