Ana Sayfa Siyaset 5 Ocak 2018 58 Görüntüleme

İriş ’ten 2017 değerlendirmesi

Saadet Partisi Edirne İl Teşkilatı yılın ilk basın toplantısını yaptı. Yoğun bir katılımla gerçekleşen basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, ağırlıklı olarak Ekonomi/ İşsizlik / geçim sıkıntısı, Ahlaki ve manevi tahribat ve Adalet, gibi hususlara dikkat çekti.

Mustafa İriş konuşmasına şöyle devam etti;

“Siyaset, adaleti sağlamak için vardır. Adaletin olmadığı yerde huzur, refah ve barış da olmaz.  Bir yılı daha geride bıraktık. 2018 yılının ilk günlerinde geçtiğimiz yılın kısa bir değerlendirmesini yapmak üzere bir aradayız. Bu vesile ile hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Teşriflerinizden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.

Sene başları önemli zaman dilimleridir. Ne kazandık? Neler kaybettik?  Bunların muhasebesini yapmamıza fırsat verir. Her şeyden önemlisi hepimizin ömürlerinden birer yıl gibi koca bir sayfa kopmuş oldu. Bireysel olarak bu muhasebeyi yaptığımız gibi ticarethanelerde bir yıllık kar- zarar hesaplarını yapıp seneyi kapatırlar. Millet gibi, devlette muhasebesini yapar. Yıllık bütçenin gerçekleşme rakamlarını gözden geçirir. Bir sonraki yılın bütçesini yapar. Mecliste oylatır. Böylece bütçe kanun haline gelir.

Siyasi Partiler memleketi yönetmek, halkın meselelerini çözmek için iktidara talip olurlar. İktidar olan parti hükümet kurar. Hükümet marifetiyle ülkeyi yönetir. Yönetimin ana gayesi halkın huzur ve refah içinde yaşamasını sağlamaktır. Güvenlik ve huzuru sağlamak iktidarın asli görevlerinin başında gelir.

Ülkemiz 15 yıldır AK parti iktidarı ile yönetiliyor. Bu süre bayağı uzunca bir süredir. Artık mazeretlerin konuşulma vakti geçmiştir.

Ancak, milletimiz kendi sıkıntı ve dertlerinin çözülmesini beklerken iktidar ağız dalaşı, ‘ben dedim, sen de delerle gündemi oluşturuyor. Hâlbuki her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Kamplaşma, kutuplaşma asla ülkemizin hayrına olamaz.  Zira böylesine ortamlarda akıl, düşünce, muhakeme değil, hisler ve heyecanlar ön plana çıkar. Esas gündem örtülür. Gerçek bir muhasebe yapılamaz.

Bundan dolayı bugünkü basın toplantımızda halkımızın gerçek gündemi üzerinde durmaya çalışacağız. Kısaca;

  • Ekonomi/ İşsizlik ve geçim sıkıntısı
  • Ahlaki ve manevi tahribat
  • Adalet, gibi hususlara temas edeceğiz.

EKONOMİ/İŞSİZLİK VE GEÇİM SIKINTISI;

İktidarların en önemli görevi, insanların en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini sağlamaktır. Bunun için de herkesin makul bir gelire sahip olması gerekir. Yani bu geliri elde edebilecek iş sahibi olmaları lazım. Bu işyerleri için de yatırımlar yapılması lazım. Yatırım yapılabilmesi için de sağlam, denk bütçe yapılması lazım.

Şimdi ülkemizin bütçesine bakalım. 2018 yılı bütçesinde 697 milyar gelire karşılık 763 milyar gider vardır. Bütçe açığı 66 milyardır. 2017’de 57 milyar lira faiz ödendi.  2018 yılında ise devlet kasasından faize 72 milyar lira ödeme yapılacaktır.  Yatırım ve istihdama para yok, ama faize var!

2017 yılı sonu itibarıyla toplam iç ve dış borç 600 milyar dolardır. Yani 2018 bütçesinin 3 katı borcumuz var.

Şimdi sormamız gereken soru şu; Borcumuz yoksa bütçedeki 72 milyar faiz niçin ödenecek? Varsa bu kadar borç kimlere ödenecek? Bunları öğrenmek hakkımız. İşte, sürekli borçlanıldığı için borçlar borçla ödendiği için iki yakamız bir araya gelmiyor.

Bu faiz yükü bütün ekonomiyi hasta ediyor. İşsizliğin çözümüne çare olacak yatırımlar yapılamıyor.

Böylece işsizlik çığ gibi büyüyor. Ülkemizde işsiz sayısı 4 milyona dayandı.  Üniversite mezunu gençlerimizin yüzde 30’ u işsiz. Neden işsiz? Sen üretimi planlayıp teşvik etmiyorsun. Teknoloji ürünleri şöyle dursun, en temel ihtiyaçlarımızda bile yurt dışından karşılama yolunu tercih ediyorsun. Yani üretimi ithalatla baltalıyorsun, bitiriyorsun.

Nerdeyse iğneden ipliğe her şey ithal ediliyor. Bu böyle olmaz ki. Son 5 yılda 735 bin esnaf dükkânını kapattı. 164 bin işveren fabrikasını kapatmak zorunda kaldı.

Böyle olunca ihracatımız da olumsuz etkileniyor.  2017’nin ilk 11 ayında 143 milyar dolar ihracat yaparken, 210 milyar dolar ithalat yapmışız.  Açık 67 milyar dolardır.

Görülüyor ki bütçe açığı olduğu gibi dış ticaret te açık veriyor. Bütçe açığı, dış ticaret açığı, bir de üstüne faiz ödemeleri gelince ekonomimizin beli kırılıyor.  İşsizliği önlemenin yolu istihdamı arttırıcı, ihracata destek olucu, üretim tesisleri yani fabrikalar kurmaktır. Hatta fabrika yapan fabrikalar yapmak gerekir. Hepimizin iftihar ettiği üretim ve ihracatıyla göğsümüzü kabartan bir ASELSAN var. Rahmetli Erbakan Hocanın Başbakan yardımcılığı döneminde 1977 de kuruldu. Şimdi İhracat yapıyor. Bunun gibi çok kıymetli 200 tane projenin temeli atılmıştı. Bir kısmı da bitirildi. Ama yıllar sonra ilgisizlikten, takipsizlikten iş yapamaz hale geldiler. Zira bunların her biri Aselsan gibi kendi sahalarında çok büyük öneme sahiptiler. Yazık oldu. Şimdi AK parti iktidarına soruyoruz, siz 15 senede Aselsan gibi kaç tesisin kurulmasına öncülük ettiniz?

Eğer bu tesisler kurulsaydı, Avusturya örneğindeki gibi olurduk. Avusturya’nın nüfusu 8 milyon. Nüfusun yüzde 15 i yabancı çalışanlar. Yani kendi insanı yetmiyor. Çünkü sahip olduğu üretim gücüyle 160 milyar dolar ihracat yapıyor. Yani bizden fazla! Ama nüfusu onda birimiz kadar” kıyaslamasını yaptı.

Tarım ve Hayvancılığın içine düşürüldüğü olumsuz duruma da değinen Mustafa İriş, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Birkaç cümle ile de Tarım ve Hayvancılıktan bahsedelim.  Daha yakın bir zaman kadar tarımda kendi kendine yeter haldeydik.  Ne yazık ki bugün tarım ve hayvancılık deyince aklımıza ithalat geliyor. Bakliyattan, pirince, koyundan, danaya aklımıza ne gelirse ithal ediyoruz. Geldiğimiz durum, her şeyi ortaya koyuyor.  Damızlık hayvan ithal ederken şimdi karkas et getirmeye başladık.

Ne kadar plansız ve hesapsız işler yapıldığını gösteren pek çok örnekten birini sizinle paylaşmak isterim.7- 8 ay önce devlet yurt dışından canlı hayvan ithal ediyor. Tarım Kredi Kooperatifleri vasıtasıyla bunu çiftçimize canlı baskül kilosunu 19 liradan satıyor.(BELGE)  Kısa bir zaman sonra bakan değişiyor. Önceden tezgâh hazırlanıyor. Türkiye’nin köşe bucak her tarafına yayılmış iki marka zincir markete et sattıracağım, diyor.  Tabii arka planda ne var? Kolaylıklar, muafiyetler nedir bilmiyoruz. Bu ortamda üretici ürküyor. Telaşla hayvanını elinden çıkarmaya çalışıyor. Suni ve geçici de olsa, canlı baskül 14 liraya iniyor. Üretici 8 ay önce devletin ithal ettiği hayvanları 19 liradan aldı. Şimdi 14 liraya satınca hayvan başına 2-3 bin lira zarar eder hale düştü. Ödedikleri faiz de cabası. Bu durum sürdürülebilir mi? Taşıma suyla değirmen döner mi?

Zarar eden üretici hayvancılıktan vazgeçer. Et ile uğraşırken sonra sütle uğraşmaya başlarız.  Hayvan bakılmayınca süt üretimi düşer. Üretim düşünce şimdi de süt fiyatları artmaya başladı. Geçen sene 15 liraya aldığımız peynir, şimdi 25 lira. Böyle giderse 2 sene sonra peynirin kilosu 50 lira olur. İşte böyle yönetiyorlar. İthalat, zam, vergi, faiz. Bunların arasında ‘üretim’in yeri neresi? Yeterli üretimin olmadığı yerde refah ve kalkınma olur mu? Adil gelir dağılımı olmayan bir yerde huzur ve refah olur mu? İşsizlik ve geçim sıkıntısı önlenebilir mi?

MANEVİ TAHRİBAT;

Ekonomideki dengesizlik, eğitimdeki arızalar, ahlaki ve manevi yapımızı da sarsıyor. Diğer taraftan bireyselleşme, dünyevileşme, egoizm hızla yayılıyor. Bu durum toplumsal barışı bozuyor. En önemlisi aile yapımız sarsılıyor. Aile toplumun temel taşıdır. Güçlü toplumlar güçlü ailelerden oluşur. Ailenin itibarı sarsılırsa toplumun gücü azalır. Aile yapımızdaki sarsıntıları ifade eden en önemli kriter boşanma rakamlarıdır. 2004 yılında her 100 evliliğe karşılık 15 boşanma olurken, 2016 yılında her 100 evlenmeye karşılık 20 boşanma olmuştur. Bu tablo aile yapımız açısından iyi bir gösterge değildir. Bundan dolayı aile yapımızın güçlendirilmesi, eski sağlığına kavuşturulması gerekir. Bu iş Avrupa Birliği normları ile olmaz. Saadet Partisi olarak 40 yıldan beri ifade ettiğimiz ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ yaşanır hale getirilmelidir. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi ve şefkat her kademede hissedilmeli.  Eğitim, müfredat bu zeminde yeniden düzenlenmelidir. Helal, haram kavramları iyiden iyiye öğretilmelidir. Unutmayalım ki, ünlü bir düşünürümüzün dediği gibi ‘her yasal olan helal değildir.’

ADALET;

Tahrip olan en önemli değerlerimizin başında adalet gelmektedir. İnsanlarımız haklarını alamadıklarını düşünmektedirler. Gücün, kuvvetin hatta menfaatin hak sebebi olduğu kanıksanmaya başlanmıştır. Güç ve menfaat hak sebebi olamaz. Yaptıklarınızı yasalara sığdırabilirsiniz. Ama vicdanlara sığmıyorsa doğru yolda değilsiniz.  Çünkü  ‘her yasal olan helal değildir ve olamaz’.

Netice olarak; Eskimez/ kadim değerlerimizle bağlantısı kopan yaşam hatlarımızın kötüye, kötülüğe verilmelerini önlemenin yollarını bulmalıyız. İnsanlık için, mağdur ve mazlumlar için yapabilecek çok şeylerin olduğunun farkına varmalıyız. Faziletin almaktan çok vermede olduğunu idrak etmenin şuuruna ermeliyiz.

Evet, kirlenen dünyamızın arınması/arıtılması aydınlara ama en fazlada iktidarlara, yönetimlere düşmektedir. Bütün olumsuzluklar, dengesizlikler adalet duygusunu sarsar. Hâlbuki Adalet mülkün temelidir. Temel sarsılırsa mülk yani devlet sarsılır. Bu hasarın tamiri en başta iktidarın boynunun borcudur. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” uyarısında bulundu.

 

borsa

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com