Ana Sayfa Gündem 14 Kasım 2017 70 Görüntüleme

TKKB Lüleburgaz’da Trakya’yı Konuştu

Lüleburgaz Kent Konseyi ev sahipliğinde yapılan Trakya Kent Konseyleri Birliği toplantısını Lüleburgaz KK Spor ve Sağlık Komisyonu başkanı Binnur Dinç açtı. İstiklal Marşı ver Saygı duruşu sonrasında divan heyeti belirlendi. Toplantıyı yönetecek divan; mevzuat gereği Edirne KK başkanı Ziya Gökerküçük, Uzunköprü KK başkanı Mehmet Akbal ve Lüleburgaz Kent Konseyi başkanı Necmiye Demircan’dan oluştu. Lüleburgaz Kadın Yıldızları Akademisi’nde yapılan toplantıyı 17 kent konseyi katıldı ve Belediye Başkanı Emin Halebak ve 150 dolayında katılımcı izledi.

AÇILIŞ

Toplantının açılış konuşmasını yapan Lüleburgaz Kent Konseyi Başkanı Necmiye Demircan; konuklara hoş geldiniz dedi. Trakya’nın sorunlarının her gün arttığını ve bu sorunların çözümünde Kent Konseylerinin önemli olduğunu belirten Demircan; “Bölgemizin geleceğini birlikte şekillendirecek, yaşadığımız topraklara hep birlikte sahip çıkacağız. Bu gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzdur.” dedi.

Trakya Kent Konseyleri Birliği Başkanı Ziya Gökerküçük kent konseylerinin oluşma amacına ve tarihine değindiği konuşmasında; “Kent Konseyleri, ülkemizde AB yasalarının zorlaması ile mevzuata girmiş bile olsa toplumsal bir talebin de karşılığıdır. Ki mevzuat olmadan birçok kentte kurulmuş bulunan Kent Konseyleri vardır. Merkezi ve yerel idarelerin yanında sivil örgütlerin yönetimlere katılımıdır Kent Konseyleri. Çünkü Kent Konseyleri; izleyen, katılan, destekleyen ve toplumsal denetime olanak yaratan konumu ile sivil örgütlenmelerdir.” dedi. Kentleşmenin dünyaya dayatıldığını ve moda haline geldiğini belirten Gökerküçük; “Biz beğenmesek de bu gerçeği yaşıyor isek; ‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ diyerek sorunlardan kaçabilir miyiz? Elbette hayır. Buna kaçınılmaz anlaşmazlık diyebiliriz. Bu anlaşmazlık büyük bir tehdit ve travmanın yanı sıra toplumsal bir kazanımın da uğrak yeri olabilir. Ben buna “kesici alet teorisi” diyorum. Yani bıçak ne iş yaptığınıza göre değer kazanır. Kişi vardır işlerini kolaylaştırmak için kullanır yani soğan doğrar, ağaç oyar. Kişi vardır insan katleder, ağaç katleder, ev eşyalarını doğrar. O zaman kesici alete kızıp onu yok etmeyi değil aleti doğru kullanmayı öğrenmeliyiz, öğretmeliyiz. Kentlerimizi de biz geliştirebilir, insan yaşamına uygun kentler oluşturabiliriz.” dedi.

Lüleburgaz Belediye Başkanı Emin Halebak ise Kent Konseylerinin önemine değinerek birlik içinde ve güçlü olmaları gerektiğini belirtti. Halebak; “Siyaset kirlenmiştir, sizler kent siyaseti dışında siyasete bulaşırsanız bizler sizi yeriz.” dedi.

KENT YÖNETİMİNE DEMOKRATİK KATILIM

Dört ana konuda dört sunumun yapıldığı toplantının ilk konuşmacısı T.Ü. Öğretim Görevlisi Dr. Pınar Akarçay oldu. Akarçay; “Sivil Toplum Örgütlerinin ve Kent Konseylerinin Kent Yönetimine Katılımı” başlıklı sunumunda mevzuata değinerek konseylerin görüşlerini dinledi.  Akarçay; Kent Konseylerinin muhalif, katılımcı, şeffaf, kentli ile diyalog kurabilen ve müzakere edebilen yapılar olması gerektiğini vurgulayarak en önemli görevinin de kentlilik bilinci yaratılmasını sağlayarak konseylerin halk ile belediye arasında köprü olmaları gerektiğini vurguladı. Kent Konseylerinin gücünün kentli ile buluşabilmesinde ve haklı konuları sahiplenebilmesinde olduğunu belirten Pınar Akarçay; “Kentsel demokrasi kent konseylerinin çalışmaları ile gelişecektir” dedi.

TRAKYA TOPRAKLARI EL DEĞİŞTİRİYOR

Öğle yemeği sonrasında; “Trakya Topraklarının El Değiştirmesi” başlıklı sunumu Trakya Umum Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı İlhan Kurt yaptı. Kurt; Trakya topraklarının el değiştirmesi ve bir firmanın 200.000 dönüm toprak almasının soru işareti yarattığını ve gelecekte tehlikeler içerdiğini söyleyerek; “Arazileri piyasa rayiçlerinin çok üzerinde özel elemanları vasıtasıyla bu toprakları satın alıyorlar. Ödenen para yanında alım – satım masrafları, ödenen komisyonları da eklediğimizde, tarım yapılarak, kârlı bir geri dönüşümün mevcut tarım politikalarıyla mümkün olmadığını görmekteyiz. Bu konuya şüphe ile yaklaşmalıyız ve niyetlerini sorgulamalıyız” dedi.

TRAKYA EKOLOJİSİNE SALDIRILAR DEVAM EDİYOR

Her toplantının ana gündemi olan; “Trakya Ekolojisine Saldırılar ve Hukuki Durum” başlıklı sunumu ise TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyon üyesi ve Trakya Platformu Hukuk Kurulundan Av. Bülent KAÇAR yaptı. Kaçar Trakya’yı tehdit eden tehlikeleri sıraladı: “Ergene nehri kirliliği ve Ergene Derin Deniz Deşarjı, Taş ve Kalker Ocakları, Altın, Bakır, Gümüş Madenleri, TRAKAB ile İktidara Teslim Edilen Trakya Planlaması, Enerji Üretim Alanları Plan Değişiklikleri ve Termik Santral İlişkisi, İğneada Nükleer Santrali, Meraların ve tarım arazilerinin talanı, Meriç Nehrinden OSB’lere su temini, Trakya Sularının Geleceği, Kontörlü Ön Ödemeli Su Satımı, Kent yollarının ücretli otopark yapılması, Yeşil alanların cafe – restoran-lokal işletmelerine tahsisi, Hava Kirliliği ile mücadele edilmemesi, Trakya Planlaması, Meclislerin İmar Değişiklikleri.”

Kaçar; sermayenin Trakya’da termik santral ve nükleer santral yapabilmek için planlarda enerji üretim alanı adı altında değişiklikler yapmaya çalıştığını ancak Trakya Platformunun bilim ve hukuk kurullarının itirazları ile bu güne kadar bunu başaramadıklarını belirtti. Şu anda Çerkezköy, Kapaklı ve Vize’de üç enerji üretim alanı için mücadele etmekte olduklarını belirten Kaçar bu mücadelede halkın katılımının önemli olduğunu ve hazırlanan dilekçelere çok sayıda Trakyalının imza atarak çevre ve şehircilik müdürlüklerine itiraz edilmesi gerektiğini belirtti. Trakya ve Türkiye’de enerji açığı olmadığını belirten Kaçar; ilgili bakanlıkların bunu belirtmelerine rağmen enerji tesisleri kurmak için Trakya’ya saldırmalarının başka nedenleri olduğunu söyledi. Trakya havza planlarının İstanbul Belediye şirketine devredilmesinin yanlış olduğunu ve bundan yerel idarelerin ve TRAKAB’ın sorumlu olduğunu belirten Kaçar ülke ve yerel idarecilerin farklı siyasetlerden olmasına rağmen uzlaşmasını anlayamadığını belirtti. Özellikle bölgemizde havaalanı, yol, konut gibi inşaat alanları çoğaldıkça taşocağı ve kalker ocağı sayısında artışlar olacağını ve bunların da bölge su ve arazilerine zarar verdiğini belirten Kaçar, Trakyalıların daha örgütlü olarak mücadele etmelerinin zorunlu olduğunu söyledi.

Her oturum sonrasında sunum yapana soruların sorulduğu toplantının bu bölümünde Belediye Başkanı Emin Halebak’ın öfkesi salonu gerdi. Av. Bülent Kaçar’ın Trakya Üniversitesi tarafından 2004’te yapılan planların TRAKAB tarafından İstanbul Büyükşehir Şirketine verilmesi ve revize sırasında korumacı özelliğinin yok edildiğine itiraz eden Halebak; “TRAKAB’ın Trakya’yı iktidara teslim ettiği gibi bir hüküm cümlesi kurdu kendisi hukukçu olmasına rağmen. Bunu hangi verilere dayandırdığını sorduğumda verecek hiçbir cevabının olmayacağını biliyorum. Benim de kurucusu olduğum TRAKAB 6 kişiyle kuruldu. Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli Valileri, Edirne, Tekirdağ ve Lüleburgaz Belediye Başkanları olarak kuruldu. O günden bu güne kalan tek kişi de benim. Hepsi gitti. Ergene sorunlarına çözüm ve hizmet birliği bakanlık tarafından tüzüğü değiştirildi, gelecekte bir kalkınma ajansı kurulacak, siz bunu kalkınma birliğine dönüştürün dendi. Trakya Kalkınma Birliği, Trakya Kalkınma Ajansı’nın altında olsun dendi, peki dedik. Trakya’nın 100 binlik bir çevre düzeni planı vardı. 2004’te yapıldı. Şimdi soruyorum; ‘Trakya Üniversitesi’nin çevre, bölge, şehir planlama birimi var mı?’ Yok. Osman İnci prostat profesörüdür. Toplumu yanıltmanın bir anlamı yok. Bu Osman İnci’nin yapacağı bir iş değil. Alanında son derece uzman biridir, gidip kendimi teslim ederim. Ama kusura bakmayın çevreyi Osman İnci’ye teslim edemeyeceğim.” Kuruluşundan beri TRAKAB içinde olan tek kişi olduğunu belirten Emin Halebak’ın bu çıkışı ve devamında söyledikleri, toplantıyı gerdi ve karşılıklı suçlamalar oldu. Halebak’ın toplantıyı sabote ettiği dinleyiciler tarafından söylendi ve divan başkanı söz almak isteyen kişiler olmasına rağmen toplantıya ara verdi.

BÜYÜKŞEHİR YASASI

Toplantının son konuşmacısı T.Ü. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Güler, “Büyük Şehirlerin Geleceği” başlıklı sunumu yaptı. Mahmut Güler yakın zamanda Edirne ve Kırklareli’nin de büyükşehir olmasının gündemde olması sebebiyle bu sunum talebinin olduğunu belirterek Tekirdağ örneğinden yola çıkarak bilgilendirme yaptı. Büyükşehir statüsünde köylerin mahalle olduğunu belirten Güler; büyükşehir olunca köy ve belde statülerinin kalktığını ve bunun anayasa maddeleri ile çeliştiğini, KHK türü mevzuat uyumu yapıldığını belirtti. Büyükşehir olmanın avantajlarını ve dezavantajlarını mevzuatlar üzerinden açıklayan Prof. Dr. Mahmut Güler, büyükşehir olmadan önce yapılan anketlerde yaşam standardı geri olan kırsalda yaşayanların hizmet gelecek umuduyla büyükşehir olmayı desteklediğini belirterek sonrasında bunun hayal kırıklığına dönüştüğünün de görüldüğünü söyledi. Bugünkü mevzuata göre nüfusu 750.000 olan kentlerin büyükşehir olduğunu tartışılan yasa taslağında bu nüfusun 300.000 e düşebileceğini belirten Güler, bu tür düzenlemelerin yapılmasının normal olduğunu ancak gelir, gider, hizmet gibi denklemlerin planlamasının iyi yapılması gerektiğini vurguladı.

Divan Başkanı Ziya Gökerküçük toplantının notlarının yutulduğunu ve ilgili birimler ile en yakın zamanda bir sonuç raporunun hazırlanarak kamuoyu ile paylaşılacağını belirtti. Bir sonraki toplantının Kırklareli’nin ev sahipliğinde ilkbaharda yapılacağını söyleyerek sunum yapanlara katılım belgeleri verildi ve katılanlara teşekkür etti.

borsa

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com