DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Edirne 25°C
Az Bulutlu

AGD Şube Başkanı İriş’ten İstanbul Sözleşmesi açıklaması!

AGD Şube Başkanı İriş’ten İstanbul Sözleşmesi açıklaması!
08.09.2020
92
A+
A-

Anadolu Gençlik Derneği Edirne Şube Başkanı Abdülhamit İriş, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan sözleşme hakkında açıklamalarda bulundu. İriş, yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011 tarihinde imzaya açılmasından sonra onay için TBMM Genel Kurulu’na sunulmuş, 14 Mart 2012 tarihinde AK Parti, CHP, MHP ve BDP’nin oybirliğiyle 246 kabul ve 0 ret oyuyla Meclis’te onaylanmış, 1 Ağustos 2014 itibarı ile de yürürlüğe girmiştir.

İstanbul Sözleşmesi’nde toplumsal yapımızı adeta dinamitleyen, toplum yapımızla dini inançlarımızla örf ve âdetlerimizle taban tabana zıt uygulamalar içeren maddeler olmasına rağmen, maalesef sözleşmeyi ilk imzaya açan ve ilk onaylayan ülke Türkiye olmuş ve sözleşmenin hiçbir maddesine çekince koymamıştır. Oysa birçok ülke sözleşmeyi imzalamazken, imzalayan ülkelerden birçoğu da dini, kültürel ve toplumsal yapılarından ve toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve partner (nikâhsız birlikte yaşayan bireyler) yaşamı gibi konularda çekince koymuş, kaygılarını bildirmiştir. Fakat biz Müslüman bir ülke olmamıza rağmen sözleşmenin dördüncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki “cinsel tercih ya da cinsel yönelimin” güvence altına alınmasına dahi itiraz etmeden sözleşmeyi imzaladık.

İstanbul Sözleşmesi’nin vahameti maalesef uygulamaya başlandıktan sonra gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Sözleşmenin 4/3 fıkrasında cinsel yönelim, cinsel tercihler ve her türlü sapıklık kanunla koruma altına alınmaktadır. Sözleşmede aile kavramı yoktur. Ortak ev arkadaşlığı vardır. Bu da her türlü gayrimeşru birliktelikleri kapsamaktadır. Sözleşme, zinayı meşrulaştırmakla kalmamış aynı zamanda sapkınlıklara da zemin oluşturmuştur.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET İÇİN GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALIDIR

Toplumsal cinsiyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan bu sözleşme toplumsal cinsiyet eşitliğini şiddetin önlenmesinin tek yolu olarak sunmaktadır. Oysa istatistiki veriler bunu doğrulamıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin zirvede olduğu İskandinav ülkelerinde kadına yönelik şiddet, cinayet ve tecavüz oranlarının yüksek oluşu bu teoriyi çökertiyor. Uluslararası Af Örgütü’nün raporuna göre Finlandiya’da her yıl 50 bin, Danimarka’da 24 bin kadın tecavüze ve cinsel şiddete maruz kalıyor. Ülkemizde de sözleşmeye dair politikaların uygulanmaya başlamasından sonra istatistikler şiddetin azalmadığını hatta arttığını açıkça göstermektedir.

Kadına yönelik şiddet yadsınamaz ve kesinlikle bunu önlemek için gerekli tedbirler alınmalıdır. Fakat bu tedbirler kendi toplumsal yapımıza uygun tedbirler olmalı ve Avrupa Birliği veya başka organizasyonların dayatmasıyla da yapılmamalıdır. Ülkemizde yaşanan kadına yönelik şiddeti durdurmanın tek yolu kadına hak ettiği değeri veren İslamiyet’ten, kendi kültür, gelenek ve göreneklerimize uygun hazırlanan yasalardan geçmektedir.

İstanbul Sözleşmesi, şiddetin önemli bileşenlerini de görmezden gelmektedir. Örneğin sözleşmede alkol ve şiddet arasındaki ilişki hiç ön plana çıkartılmamıştır. Hâlbuki yapılan araştırmalara göre, erkeğin alkol aldığı gün şiddete meyilli olması sekiz kat daha fazladır. Öte yandan şiddet ele alınırken ataerkillik üzerinde duruluyor. Şiddeti sadece toplumsal cinsiyet eşitsizliğine indirgeyen bu sözleşme, aslında şiddeti önlemek istiyor mu, istemiyor mu çok şüpheli ve şaibelidir. Çünkü sözleşmede şiddet, yanlış bir şekilde ele alınmış ve şiddete ilişkin önemli etkenler de görmezden gelinmiştir.

SÖZLEŞME FESHEDİLMELİDİR

Sözleşmenin 80’inci maddesinde “Her taraf istediği zaman Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildirimle bu sözleşmeyi feshedebilir” denmektedir. TBMM’de grubu bulunan bütün siyasi partilere sesleniyoruz. Aile yapımızı bozmayı amaçlayan, değerlerimizden, inancımızdan, örf ve âdetlerimizden uzak, zinayı meşrulaştıran, aile yapımızı dinamitleyen bu sözleşme nasıl ki en hızlı şekilde ve oybirliğiyle onaylandıysa, yine en hızlı şekilde iptal edilmelidir. Bu sorumluluk hepinizin sorumluluğu, bu vebal hepinizin vebalidir.///Haber Merkezi

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.